New York
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.



 
AnasayfaAnasayfa  Latest imagesLatest images  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



Asla gitmek istemeyeceksiniz...

Modern şehir hayatı temalı bir RPG sites. ile karşınızdayız. Her alanda minimum kural ile karakterlerinizi yaratıp yönetirken, hayalgüzünüzün sınırlarını zorlamanıza olanak sağlıyoruz.

♦ Aktif oldukları sürece açacağınız karakterlerin sayısında sınırlama yoktur.
♦ Yazacağınız Rp'ler için kelime/satır sınırlaması yoktur.



EN POPÜLER
ÖĞRENCİLER

1. Violet Rivera

2. Riley Romanov

3. Cher Burke

4. Eloine H. Heaven

5. Clark Davin

EN POPÜLER
YETİŞKİNLER

1. Edgard Davin

2. John Christopher Depp

3. Katy Perry

4. Miley Cyrus

5. Justin Randall Timberlake

ALNI AÇIK
ÇALIŞANLAR




New York City by CMarlow on Grooveshark

 

 Ne Sandın?

Aşağa gitmek 
2 posters
YazarMesaj
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyPtsi Eyl. 17, 2012 10:27 am

Burchard Houstén & Abigail A. Wilson

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyPtsi Eyl. 17, 2012 11:06 am

Saati 23:00 gösterdiğinde odasında son kez kendine çeki düzen verdiğinde telefonu ile annesini aradı. "Bu gece de evde değilim. Geç dönerim beni bekleme." dedi ve parfümünü sıkarken de ekledi. "Ah, dolapta sana yemek yaptım. Umarım beğenirsin." Hızlıca telefonunu kapattığında gelen sesli mesajı açtı. "Seni bekliyoruz, acele et!" diyen sese gülümsedi. Ah, her zaman en son gitmeyi yeğlerdi. Havası farklı oluyordu. Birkaç gündür eve geç gelen annesinin gönlünü almak için yemek ve tatlı yapıyordu. Evet, hobileri arasında mutfakta var. Her neyse. Kendine son kez baktığında kendi kendine söylendi. "Mükemmelim ve beni kaçırma!" Ardından da yansımasına göz kırptı.

Merdivenlerden hızla inerken ayağını burkmuş olmasına lanet okudu. Masanın üzerinde duran arabanın anahtarını aldı ve hızla garaja ilerledi. Gecenin karanlığında belli olan beyaz garaj kapısının açılmasından sonra hızla arabaya ilerledi. Arabaya bindiğinde açtığı rock müzik ile çoşmayı aklından geçirdi. Ama pek başarılı olamadı. Asıl gecenin sonu bomba bitecekti. Gülümsedi istemsizce. Çalan telefonunu yan koltuktan almaya çalışırken önünde beliren ani ışıkla frenlere asıldı. Arabanın önünde yavaşça yürüyen yaşlı denebilecek bir kadına baktı. Müziğin sesini kıstı azca. Kasıla kasıla yürüyen yaşlı bir teyze... Lanet olsun! Telefonunu açtığında öfkesini arkadaşına kustu. "Ne var lanet olası. Geliyorum işte." derken var gücü ile kornaya bastı. Kadının ilerlemesinden sonra gaza tekrar yüklendi ve ani bir kalkış yaptı.

Diskonun önüne geldiğinde arabasının anahtarını teslim edip hızla içeriye girdi. Arkadaşının el işaretini görünce o yöne ilerledi. Telefonunu eline aldı ve sessize aldı. Zaten müziğin sesinden pek bir şey duyamayacaktı. Gülümsedi. Masaya geldiğinde hepsiyle teker teker selamlaşırken, birkaç kızında nezaketen elini öptü. Sonra da kendine bir yer açıp oturdu. İçkisi çoktan gelmişti. Yanına gelen adamı işaretle daha da yanına çağırdı. "Bir iki tane yollasın. Borcumuz ise öderiz." dedi ve eline sıkıştırmış olduğu 120 lirayı adamın eline sıkıştırdı beşlik çakarken. İçkisinden yavaş yavaş yudumlar alırken bir yandan da gözü etrafı tarıyordu. Gözüne çarpan birilerini... Saat 1 yönünde, seksi ve seksi, bir bayan gördü. Yirmili yaşlarda, sarışın ve fit vücutlu. Fakat yanına yaklaşan kadınla işi bitmeden olmazdı. Sadece gülümsedi. Yanına oturan kadının bacaklarına kayan ellerini kontrol edemezken diğer eli ile de içkisinin son yudumunu aldı. İkinciyi çoktan bitirmişti. Kadının dudaklarına kondurduğu derin bir öpücükten sonra, "Sakin ol tatlım. Döneceğim." derken kahkaha attı. Esmer bombayı arkasında bıraktığında derin bir nefes aldı. Sonra da içkisini yenilemek için bara yaklaştı. Tesadüf mü? Hayır O sarışın bayanı istiyordu. Kesinlikle evet. "Tekila." derken kadına kayan gözlerine engel olamadı. Sonra elleri ile saçlarını karıştırdı. İçkisi önüne gelirken hafifçe çarptı ve " Affedersiniz. İçki ile affettireyim." dedi ve barmene işaret etti. Tekniği hep bu değil miydi zaten? Hep işe yarıyorsa bu kez de yaramalıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Abigail A. Wilson
NYPD CİNAYET MASASI DEDEKTİFİ
Abigail A. Wilson


Belirgin Özellikler : Dedektiflik
Rp Yaşı : 26
Lakap : Ash
Mesaj Sayısı : 53

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyPtsi Eyl. 17, 2012 12:06 pm

Hava kararmıştı ve ben hala eve gitmemişim. Bugünkü koşuşturmanın sonunda ayaklarım ağrıyordu. Adam işlediği suçlara bir de polise zarar vermeyi de katmıştı. Tahminen üç ömür boyu sürecek bir cezası vardı. Kafasındaki dövmelerle karizmatik olduğunu filan sanan çirkin bir adamdı. Onu düşündükçe midem bulanıyordu. Zaten şuan bu barda olmamın nedeni de buydu. Sıkıntılarımı dağıtmak. Belki de ekipten birilerini aramalıydım. Ama onlar ailelerinin yanında olmayı tercih edeceklerdi. Zaten hiç biriyle uğraşmak istediğim de yoktu. Bir iki kadeh daha içtikten sonra gidip uyumalıydım. Bir ara başımı çevirip barın içine baktım. Herkes gayet iyiydi. Bense üç düğmeli, yüksek belli pantolonum ve kalın askılı bluzumla idare eder bir görüntüyse sahiptim. Tüm gün sıkıca toplu olan sarı saçlarımı açmıştım. Başım ağrıyordu bir süre sonra. Yeterince gergin bir gün yaşamıyormuşum gibi. Aynı anda birinin bana çarpmasıyla elimdeki bardağı devirmemek için sıkıca tuttum. Silahımı belimden çıkartıp çantama koyduğum için şanslı olmaıydı bana çarpan kişi yoksa şimdiye şakağına dayalı bir 38'lik Colt olacaktı. "Affedersiniz. İçki ile affettireyim." Başımı çevirip sesin sahibine baktığında iki kaşım birden yukarı kalktı. Dağınık saçlar, gereksiz derecesinde pahalı giysiler, yaşına göre biraz ağır kaçmış biri. Yaşı on yedi filan olmaıydı. Buraya girebilmek için için on sekiz olmalıydı. Ya sahte kimlikle girmişti ya da henüz reşit olmuş biriydi. Suratını barmenin önüme koyduğu içki bardağıana yapıştırabilirdim elbette ki. Belki de polis rozetimi çantadan çıkartıp kimliğini görmek istemeliydim. Onun yerine hiç birini yapmadım. Daha fazla suçluyla uğraşmak istemiyordum. "İçkini istemiyorum. Sadece kaybol." Yüzündeki kibirli gülümsemeyi de sil canımı sıkıyorsun, diye bağırmalı mıydım acaba? Bugün canımın sıkkın olmasına dua etmeliydi. Bardağı çocuğun önüne doğru geri ittim. Başımı onun olmadığı tarafa çevirdim ve iki zeytinlik martinimin yenilenmesini istedim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptySalı Eyl. 18, 2012 5:27 am

İki kaşını da kaldırarak ve öfkeli gözlerle bakan kadına biraz daha yanaştığında sesini daha iyi duyabildi. "İçkini istemiyorum. Sadece kaybol." Bardağı hızlıca Chard'n önüne iterken başını başka yöne çevirdi. Ve barmene içkisini yenilemesini söyledi. Chard gülümsedi. Sonra da yavaşça içkisini alıp birkaç kez yudumladı. Hadi ama, hep nazlısınızdır zaten diye düşünmesine rağmen hiçbir şey demedi. Tekrar sarışın bayanın karşısına geçtiğinde içkisini masaya koydu. "Umarım bir daha karşılaşırız. Bugün pek havanda değilsin anlaşılan." derken içkisinin son yudumunu aldı. Delirmiş olmalıydı. Yüz vermeyen birinden yüz istiyordu. Etrafına bakındı hızlıca. Gördüğü birkaç adamla tedirgin oldu. Bir içki daha sipariş ederken yanına yaklaşan adam fısıltı ile konuşmaya başladı. "Hazır fakat fiyatta sorun var. Dahasını istiyorlar." Chard, öfkeyle adama baktı. Sonra kadına başıyla selam verip yavaşça bar kısmından ayrıldı. Elini adama yaklaştırdığında ellinde hissettiği poşetin varlığı ile gülümsedi. Sonrada pantolonunun cebine sokuşturdu. "Paraya gelince dediğim gibi hesaba eklesin. Zamanı gelince toptan ödenir.Rahat olmalarını söyle." Adamın nazik baş eğişinden sonra ortadan kaybolan satıcılardan sonra rahatlamıştı. Elinde birkaç ekstazi ve küçük bir poşet toz halinde uyusturucu vardı.

Yavaş adımlar ile masaya doğru ilerlerken yüzüne gülümsemesini koydu. Ardından da hızla iki tane ekstazi attı. Vücuduna yayılan bir enerji gibiydi ekstazi, Chad için. Sanki hücrelerine kadar yenilenmişti. Fakat bu daha başıydı. Biliyordu. Masaya vardığında esmer kıza döndü. Elini omuzuna atığında daha da yakınındaydı. Bir eli ise tekrar bacaklarında idi. Biliyordu ki sonu ya yatak odasına bitecekti ya da arabada. Gözleri bir ara bara kaydı. Sarışın kadının hala orada olduğunu gördü. Fakat bütün arzularına sahip olamazdı değil mi? Arzusunu bu kız üzerinde de yaşayabilirdi. Gülümsedi. Bir yandan sohbete katılırken bir yandan da huzursuzdu. Sanki her an tehlikedeymiş gibi. Burchard'n özelliklerinden biri de buydu. Tehlikeyi hissedebilirdi. Fakat her zaman da bile bile tehlikeye giderdi, o ayrı konu.

Saat 1 olduğunda odada olduğunu fark etti. Ne zaman geldiğini bile hatırlamıyordu. Ekstazinin etkisinden olmalıydı. Yanında yatak kıza baktığında o esmer kız ile olduğunu anladı. Ama hatırladığı tek şey harika bir deneyimdi. Ve evet onu becermişti. Gülümsedi ve yavaşça yataktan kalktı.Banyoyu ararken yerden yavaş yavaş kıyafetlerini toparladı. Pantolonun ceplerini kontrol ettiğinde bir tek uyuşturucuyu hissetti avuçlarının içinde. Duşa girdiğinde derin bir nefesle rahatladı. En azından kendini avuttu. Uzun bir süre suyun altında kaldı hareketsizce. Duştan çıktıktan sonra da aynada suratına baktı. Klozetin üzerine oturduğunda üzerine gömleğini geçirdi. Birkaç dakika öylece oturdu. Pantolonunu da üzerine geçirdiğinde hızla dışarıya çıktı banyodan. Yatağa göz ucuyla baktığında kızın mışıl mışıl uyumakta olduğunu gördü. Ayakkabılarını da eline alıp yavaş ve sessiz bir şekilde evden çıktı. Gerilmişti. Rahatlamaya ihtiyacı vardı. Bir kaldırım kenarına oturdu. Saat neredeyse üçtü. Umursamadı. Hızla cebinden poşeti çıkardı ve nazikçe açtı. Poşeti burnuna yaklaştırdığında yavaşça için çekti. Bunu özlemişti. Fakat zararlarını da biliyordu. Şuan daha da büyüktü. Polis devriye de olabilir ya da sivil polise denk gelebilirdi. Ama umurunda değildi. Tek istediği şuan ki zevkti. Avucuna döktüğü beyaz tozu iyice burnuna yaklaştırdı. Ardından da yavaşça içine çekmeye başladı. Bir ara duraksayıp nefes aldı. Yorulmuştu ve nefessiz kalmıştı. Fakat hiç bir şeyi bu zevke değişmezdi. Poşetin sonuna geldiğine parmağındaki beyaz tozu dudaklarına değdirdi ve yavaşça emmeye başladı. Kalp atışının hızını, arzularının arttığını ve daha birçok şey hissediyordu. Zevkle birkaç kez inlediğinde arkasında hissettiği sesle aniden o yöne döndü. Bu o sarışın bayandı. Derin bir nefes aldı. "Beni korkuttun tatlım." derken olduğu yerden kalkmaya çalıştı fakat ani baş dönmesi ile pekte başarılı olamadı. Am duyduğu zevk tartışılmazdı. Sarhoştu ve uyuşturucu almıştı. Tek dileği bir an önce arabasına ulaşmak ve annesine yakalanmadan yatağına gitmekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Abigail A. Wilson
NYPD CİNAYET MASASI DEDEKTİFİ
Abigail A. Wilson


Belirgin Özellikler : Dedektiflik
Rp Yaşı : 26
Lakap : Ash
Mesaj Sayısı : 53

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptySalı Eyl. 18, 2012 11:26 am

"Umarım bir daha karşılaşırız. Bugün pek havanda değilsin anlaşılan." Ona havamın olup olmadığını sert bir yumruk atarak anlatmak geçti içimden. Sesimi çıkarmadım yine de. Dibinde oturan çocuğun yanına her yanında bela olduğu yazan bir adam geldi. Çocuğun fısıltısıyla kulaklarım bir kedi gibi dikildi. Ne dediğini anlamamıştım ama durumdan yasadışı olduğu belli oluyordu. Şu çocuklar düzgün bir hayat yaşalasalar öleceklerdi sanki. Kendi kendime bunu umursamamam gerektiğini söyledim. Zaten çocuk da gitmişti. Başımı bara koyduğum anda çocuğun kalktığı yere başka biri oturdu. Burada yalnız başıma oturmak için ne yapmam gerekiyordu? Sırtıma "Yaklaşmayın Tehlikeli" yazsam gelmeye devam ederler miydi acaba? Başımı kaldırıp oturana baktım. Az önce kalkan çocuğun büyümüş versiyonu gibiydi. Aynı pahalı eşyalar. Benzer ağır bir koku. O daha bir şey söylemeden çantamı aldığım gibi kalktım. Parayı da bıraktım barın üzerine. Çıktım ve gecenin bu saatinde yapılabilecek en güzel şeyi yaptım. Çörek satan açık bir yer buldum ve kendime güzel çikolatalı bir donut aldım. Donutların başında ne kadar vakit geçirdiğimi bilmiyordum ama suçluların bozduğu moralimi mükemmel bir şekilde düzeltebilmiştim. Mutlu mesut, bundan sonra uğrak yerim olacak mekandan çıktıktan sonra yürümeye başladım. Biraz ilerde bir karaltı gördüm. Yaklaşınca da bunun bir genç olduğunu farkettim. Ölmüş müydü acaba? Ben bunları düşünürken çocuğun çıkardığı sesler yüzünden yolun bu tarafından geldiğime pişman oldum. Bu gece kesinlikle belaya bulaşacaktım. Başka şansım yoktu. Çocuğun daha fazla yakınına gelmeden önce bana bir devriye arabası göndermesi için gece devriyesindeki bir dostuma mesaj attım. Olaylı bir şey olmayacaktı. Çocuğun ceketinin barda gördüğümle aynı olması ve daha doğrusu çocuğun o olması canımı iyice çıktı. Yanına yaklaşırken bana doğru döndü. "Beni korkuttun tatlım." Ayağa kalkmaya çalışır gibi bir hali vardı. Bakalım nereye kadar anlatacaktı bir polis memuruna işlediği suçları? Yaklaştım ona ve iki kaşımı yukarı kaldırıp baktım. "Bana bir daha tatlım dersen seni ölesiye tekmelerim. Ya da başkaları benden önce mi yaptı bunu sana? Dayak yemiş gibi bir halin var." Eğildim ve gözlerinin içine baktım. Genişlemiş göz bebekleri, burun çevresinde kızarıklıklar zaten bir kilometre öteden algılanabilecek yoğun bir içki kokusu. Annesi çok kızacaktı. Ben onu tutukladıktan sonra daha çok üzülecekti. Doğruldum. "Uyuşturucu mu aldın sen? Yaşın tutuyor mu bari?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptySalı Eyl. 18, 2012 11:50 am

"Bana bir daha tatlım dersen seni ölesiye tekmelerim. Ya da başkaları benden önce mi yaptı bunu sana? Dayak yemiş gibi bir halin var." Tekrar o yüz ifadesi vardı. Fakat bu sefer daha da yakınındaydı ve gözlerinin içine bakıyordu. Kaşlarını kaldırdı ve soru sorar gözlerle baktı Chard. "Uyuşturucu mu aldın sen? Yaşın tutuyor mu bari?" Başını geriye çekti ve gözlerini yere dikti. Gözlerini kapatıp kendine biraz geldiğinde yavaşça oturduğu yerden kalktı. "Birincisi, dayak falan yemedim. Ve ikincisi seni ilgilendirmez." derken ilgi odağı olduğu bayan bir anda uçup gitmişti. Kendini sorgu da gibi hissetmişti. Belki de öyleydi. Düşüncelerini daha da yoğunlaştırdığında bu saatte dolaşan biri ya polis olmalıydı ya da hayat kadını. Fakat bu kadında öyle bir tip yoktu. Gülümsemekle yetindi. Uzak gördüğü polis sirenleri ile olduğu yerde kıpırdandı. "Başka sorunuz yoksa arabamı bulmam gerek. Eve dönmeliyim." derken hızlanmıştı adımları. Polise yakalanmak istemiyordu. Özellikle de bu haldeyken. "Eğer ilgi odağın olduysam seni bulurum. Dert etme." derken yavaş tempoda koşmaya başlamıştı bile. Yaklaşan polis arabasını hissediyordu.

Lanet olsun! Şimdi olmaz diye söylenirken bir yandan da hızlıca koşuyordu. Diskoyu bulsa çoktan arabasına atlayıp evde olabilirdi ama bu gece böyle olmayacaktı. Farkındaydı. Daha da hızlanırken kesilen nefesi sayesinde duraksadı. Uyuşturucudan olmalıydı. Vücudu daha yeni etki altına giriyordu. Ve çok kötü bir zamanlamada olmuştu. Arkasında hissettiği ayak sesleri ve siren sesleri ile olduğu yerde kaldı. Etrafına bakındığında nerede olduğunu bile bilmiyordu. En azından kendisi hatırlamıyordu. Gözlerini ovuşturdu ve geldiği yöne doğru döndüğünde sarışın bayanı gördü. Beline takmış olduğu rozet gecenin karanlığında parıldıyordu. "Lanet olsun! S.sen polissin." Kendine küfürler ederken sorduğu sorudan anlamadığı için kızgındı. Uyuşturucu mu aldın sen? Yaşın tutuyor mu bari? Bunu anlayan bir doktorlar bir de polisler olurdu. Normal insanların bunlardan haberi bile olmazdı. Grip olduğunu söyler, onlar da inanıp geçerlerdi. "Şimdi n'apacaksınız Bayan Dedektif?" Kafasının güzelliği sayesinde yüzünde bir sırıtış ve rahatlık vardı. Yavaşça ellerini kaldırdı. Amacı yakalanmak mıydı? Hayır. Şuan da dalga mı geçiyordu? Ah, kesinlikle evet. Eğleniyordu da ama eğer bu yayılırsa sonu kötü olacaktı biliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Abigail A. Wilson
NYPD CİNAYET MASASI DEDEKTİFİ
Abigail A. Wilson


Belirgin Özellikler : Dedektiflik
Rp Yaşı : 26
Lakap : Ash
Mesaj Sayısı : 53

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptySalı Eyl. 18, 2012 2:20 pm

"Birincisi, dayak falan yemedim. Ve ikincisi seni ilgilendirmez." Ayağa kalktığında ona bakıyordum dik dik. Siren seslerini duyunca ayağa kalktı. "Başka sorunuz yoksa arabamı bulmam gerek. Eve dönmeliyim. Eğer ilgi odağın olduysam seni bulurum. Dert etme." Huzursuzca yürümeye başladı. Siren sesleri yaklaşınca da yürümesi hızlandı. Ben de çantamdan rozetimi ve silahımı çıkartıp belimdeki yerlerine taktım. Çocuk koşmaya başlayınca benden hızlı adımlarla ilerledim. Birazdan yere düşmesi gerekiyordu. Bu kadar uyuşturucuya ölmemesi bile şanstı. Tahmin ettiğim üzere çocuk köşe başında tıkandı. Polis arabası da hemen yakınında durdu. Eski dostumla birbirimize el salladık ve çocuğun yakınına geldiğimde beni gördü. "Lanet olsun! S.sen polissin." Zeki bir çocuktu belli ki. Acaba bunu sadece rozeti görerek mi anlamıştı? "Şimdi n'apacaksınız Bayan Dedektif?" Ellerini havaya kaldırmasına baktım. Hala kibirli bir şekilde sırıtmayı başarıyordu. Arkasına geçip onu polis arabasına doğru ittirip yasladım yüzüstü. Hızlıca üzerini aradım. Neredeyse bitmiş uyuşturucu. Cep telefonuyla beraber birkaç ıvır zıvır. En azından silah taşımıyordu. Bunun için onu alkışlamak lazımdı. Cüzdanını elime aldım ve açtım. "Burchard Houstén. 18 yaşında. Amerikalı." Cüzdanı kapatıp cebine soktum geri. "Yeni reşit olmuş biri için hızlısın. Kaç yıldır bağımlısın Burchard?"Ellerini arkaya götürdüm arkadaşın uzattığı kelepçeyi taktım bileklerine. Sonra onu kendime doğru döndürüp yüzüne baktım. Bir hayat daha söndürülmüştü uyuşturucular yüzünden. "Reşit olduğun için aileni aramamıza gerek yok ama bağımlı olduğun için bunu yapmaktan zevk alacağım. Bakalım bizim parmaklıklar ardından görünen küçük merkezimizi beğenecek misin? Seni biraz orada ağırlayacağız. Burchard Houstén üzerinde yasadışı madde taşımaktan tutuklusun." Sonra kapıyı açtım ve çocuğu arabanın için itekledim. Sürücü koltuğuna arkadaşım geçti bense yanına oturdum. Dinlenmek için gittiğim bardan bir suçluyla iş yerime geri dönüyordum. Harika bir polisim herhalde ben. Hiç ara vermiyorum.
Polis arabasının aniden durmasıyla çocuğu arabadan çıkartıp hakkında işlem yapacağımız suçluların hiç sevmediği o güzel mekana soktuk. Siciline işlenmiş herşey. Güzel bir üniversiteyi unutsa iyi olurdu. Ailesini arayıp bilgilendirdikten sonra yanına gittim. Parmaklıkların önünde durdum. "Annene ulaştım. Kısa zamanda buraya geleceğini söyledi. Artık iyi bir uyku çekmen için seni rahat bırakabilirim." Ölüp ölmediğini anlamaya çalışıyordum bir yandan da.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptySalı Eyl. 18, 2012 6:47 pm

Yavaşça kendine doğru gelen kadının kısaca terim edersek Chard'ı arabaya yapıştırmış, üzerini arıyordu. Omuzlardan yavaşça aşağıya inen hareketli eller... Sessizce beklerken içinden geçenleri kısa düşündüğünde zorlamadığı için teşkekkür ettiklerini biliyordu. Yanında bulunan polis arkadaşìna kısa bilgi verdikten sonra bileklrinde hissettiği metalin soğukluğu ile üperdi. Kadının varlığını tekrar ceplerinde hissettiğinde istemsizce gülümsedi. ''Yeni reşit olmuş biri için hızlısın. Kaç yıldır bağımlısın Burchard?" Sessiz kalma hakkına sahipti değil mi? 3 senedir. diye geçirdi içinden. Sadece bağımlı olduğunu belirtmek için gözlerinin içine baktı ve yavaşça kafasını salladı. Derin nefes aldığında kendi geri çekildiğini hissetti. Şimdi daha rahattı. En azından düz durabiliyordu. Yüzüne bakan kadına kırık bir gülümseme verdi. Aklına gelen bütün küfürleri saymakla meşguldü. Acıyla bakan kadına gözlerini hafifçe kısarak baktı. Aciz olan ben değilim sensin,dedektif. diye içinden geçirirken yüzündeki tebessümü sildi. Ciddi olmalıydı değil mi? En azından doğru hareket buydu. "Reşit olduğun için aileni aramamıza gerek yok ama bağımlı olduğun için bunu yapmaktan zevk alacağım. Bakalım bizim parmaklıklar ardından görünen küçük merkezimizi beğenecek misin? Seni biraz orada ağırlayacağız. Burchard Houstén üzerinde yasadışı madde taşımaktan tutuklusun." Ellerini iki yana açabilseydi şuanda yapacağı şey o olurdu. Tek kaşını kaldırdı ve dudağını hafifçe büzdü. Sonra da sesini temizleyerek devam etti. "Hadi ama dedektif madde falan yok üzerimde. Sadece iki tane." demesine rağmen hala eğleniyordu. Dedektifin bıkkınca kafa salladığını gördü. Şimdiden Chard'den sıkılmış mıydı yani? Ah, daha çok karşılaşacaklardı.

Arabanının kapısı açıldığında hızlıca ittirmişti seksi polis. Dudaklarını hafifçe emerken, kafasını hafifçe salladı. Sirenin renklerinden oluşan karmaşaya baktı. Arkasına rahatça yaslandığında kafasını cama yasladı. Ve dışarıyı izlemeye koyuldu. Binlerce düşüncenin arasından en dikkat çekeni hala çenesini tutmakta zorlandığıydı. Şarkılar mırıldanırken ayağı ile de ritm tutuyordu. Bunu hep yapardı. Şarkı söylemeyi kestiğinde merkeze az kaldığını biliyordu. İçinden geçen tek düşünce arabadan atlarsa, kaçma ve yaralanma yüzdelerini hesaplıyordu. Zeki biriydi, sayısalı sevmezdi ama çokta kötü olduğu söylenemezdi. Sadece zekasını kendinden uzaklaştırdığına inanıyordu o kadar. Merkezin önüne gelindiğinde başını camdan çekti. Huzursuzca bir kıpırdanma değil de daha çok sıkıldığını gösteren bir kıpırdama idi. Arabadan inmesi uzun sürmemişti. Arabadan indiğinde en aptalca düşüncesinin polise rüşvet vermek olduğunu biliyordu. O yüzden sesini çıkarmadı. Fakat bir şeyler yapmalıydı. "Anlaşma yapalım diyorum. Ne dersin?" derken dedektifin arkadaşının kötü bakışlarına maruz kalınca kahkaha attı. Tırsması mı gerekiyordu? Peki, tırsmıştı. "Ah,peki susuyorum." Nereye gittiğini anlaması pekte güç değildi. Parmaklıklar ardında sadece 1 saat. En fazla iki. Merdivenlerden aşağıya inerken dedektife bir gülücük eşliğinde konuştu. "Hey, ben reşitim ailemi aramamanı söylüyorum." derken ses tonu ciddiydi. Duyduğunu biliyordu ama umursayacak mıydı? İşte bunu hiç bilmiyordu.

Nezarette kendini yavaşça attığında kelepçelerin çözülmesine sevinmişti. Sadece Chard vardı. Bu canını sıkmıştı. Ah, cidden de öyle. Umursamadan tahta sandalyeye oturdu. Ayaklarını vücut hizasında uzatırken bir yandan da sırtını duvara verdi. Başını da arkaya attığında gözlerini kapattı. Belki yarım saat belki de 45 dakika öylece kalmak istiyordu. Sessizdi ve düşünebilirdi. Ah, kesinlikle başı beladaydı. Sicil umurunda bile değildi ama ya annesi. Lanet olsun! Kesinlikle cezası olacaktı ve kendi elleri ile tedavi olacaktı. En kötü yanı ise polis gözetiminde tedavi olacağı idi. Ne annesi ne babası polissiz bir iş yapmıyorlardı nasılsa. Düşünceleri arasında mayışmış iken parmaklıkların orada hissettiği şeyle dudağını ısırdı. Kokusunda kadın olduğu anlaşılıyordu. Ah, evet dedektif gelmiş olmalıydı. Fakat kıpırdamadı. İstifini bozmadan ne diyeceğini bekledi. Pek uzun bir süre geçmeden konuşmaya başlamıştı. "Annene ulaştım. Kısa zamanda buraya geleceğini söyledi. Artık iyi bir uyku çekmen için seni rahat bırakabilirim." İstifini hiç bozmadı. Nefes alış verişi zaten yavaşlamıştı. Normalin biraz altındaydı ve sakindi. Gözlerini açmadan konuşmaya başladı. "Teşekkür ederim dedektif. Hayatımın tam ortasındasınız şu an." Sakince söylediği sözlerden sonra yavaşça gözlerini açtı. Ayaklarını sandalyeden sallandırdı ve hızla yerinden kalktı. Şimdi daha iyiydi. Baş ağrısı ya da dönmesi yoktu. Sadece midesi bulanıyordu o kadar. O da nedendi bilmiyordu. İlk defa böyle bir şey olmuştu. Hızla dedektifin olduğu yöne ilerledi. Omuzunu demir parmaklıklara yasladı. "Sayende lanet olası üniversite hayatım bitebilir. Ve sebebi sensin." derken kısık olan sesi biraz yükselmişti. "O aptal devriye arkadaşını getirmesen ve aramızda halletseydik. N'olurdu? Ah, sende haklısın. Kadınlık ve polislik gurur olmalı. Ama umurumda bile değil. Şimdi daha çok çalışmam gerekiyor." Öfkeyle söylediği sözlerden sonra omuzunu demirden çekti. Az da olsa öfkesini dışa vurabilmişti. Bir de polise öfke nöbetinde zarar vermekten yargılanmak istemiyordu Gene de yapması gereken tek şey eve gidip uzunca bir uyku çekmekti. Uzun ve yorucuydu. Daha yeni başlıyordu gerçi. Daha babasının nutuğunu çekecek, tedavisini görecekti. Yani asıl işkence şimdi idi. Umursamamak içinden binlerce kez 'S*ktir Et' diyordu ve kafasını hafifçe sallamakla meşguldü. Ama olmuyordu. Beyni patlamak üzereydi. Çok düşünce üretiyordu. Sakinleşmesi gerekirdi bunu yapan tek şey ise hayatını maf ediyordu. Aynı içki gibi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Abigail A. Wilson
NYPD CİNAYET MASASI DEDEKTİFİ
Abigail A. Wilson


Belirgin Özellikler : Dedektiflik
Rp Yaşı : 26
Lakap : Ash
Mesaj Sayısı : 53

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyCuma Eyl. 21, 2012 8:15 am

"Teşekkür ederim dedektif. Hayatımın tam ortasındasınız şu an." Belli ki ölmemişti. Ayağa kalkıp parmaklıkların önüne geldi. Bir bağımlı herşeyi yapabileceği için bir adım geri çekildim. "Sayende lanet olası üniversite hayatım bitebilir. Ve sebebi sensin." Kaşlarımı kaldırdım. Uyuşturucu alan oydu ama hayatını bitiren bendim öyle mi? "O aptal devriye arkadaşını getirmesen ve aramızda halletseydik. N'olurdu? Ah, sende haklısın. Kadınlık ve polislik gurur olmalı. Ama umurumda bile değil. Şimdi daha çok çalışmam gerekiyor." Geri çeilip oturdu yerine. Sakinleşmiş gibiydi ama şimdi ben öfkeliydim. "Uyuşturucu kullanıp bağımlı ol sonra ben işimi yapınca da hayatını mahveden ben olayım öyle mi? Geceleri barlarda alkol kullan ama suçu seni tutuklayan polise at. Ne kadar güzelmiş senin hayatın öyle! Hiç bir şeyin sorumluluğunu alma ve başlarını suçla." Bir süre ona baktım ve birinin bana seslenmesi üzerine bulunduğum yerden ayrıldım. Çocuğun ailesi gelmişti. Oturup bir saate yakın onu nasıl bulduğumu ve bu durumda yapılacakları açıkladım. Zengin bir ailenin çocuğu olduğunu biliyordum ama ailesinin böyle baskıcı çıkacağını bilmiyordum. Bir saatin sonunda çocuğu çıkarmak için aşağı indim. Parmaklıkların kilidini açtım ve anahtarı çıkartıp kapıyı arkasına kadar açtım. Bu çocuk yüzünden hayatım kararmıştı resmen. Onu çıkartacağıma ben girdim içeri. Parmağımı yüzüne doğru salladım. "Senin yüzünden oldu her şey. Ailen bağımlılığından polis gözetiminden kurtulmanı istediler. Ve tahmin et o polis kim? Üç dört günde bir seni kontrole gelmek zorunda kaldım. Her ay sonunda da test yapılacak. Bu süre içinde gözümü senden ayırmayacağım. Eğer en ufak bir şekilde yasa dışı madde kullandığını görürsem gözlerini oymaktan çekinmem. Üzerimde tam yetki var. Şimdi ailenin yanına git ve uslu uslu uyu." Katillerin, hırsızların, teröristlerin peşinde koşacağıma bir zengin çocuğuna bakıcılık yapacaktım. Ne kadar harika! Kesinlikle müthiş bir gün geçiriyordum. Parmaklıkların önünde durdum ve tekrar ona baktım. Bağımlılıkla savaşabileceği bir yere kapatsalar olmaz mıydı onu? Bunu da konuşacaktım ailesiyle ama bugün değil.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyC.tesi Eyl. 22, 2012 3:14 am

"Uyuşturucu kullanıp bağımlı ol sonra ben işimi yapınca da hayatını mahveden ben olayım öyle mi? Geceleri barlarda alkol kullan ama suçu seni tutuklayan polise at. Ne kadar güzelmiş senin hayatın öyle! Hiç bir şeyin sorumluluğunu alma ve başlarını suçla." Bir çırpıda öfkeyle söylediği sözleri umursamadan dinledi. Rahatlamıştı belli ki. Polise de hak veriyordu tabi. Patlaması gerekirdi. Sonuçta o da bir insandı ve sınırı vardı. "Benim işim bu. Sorumluluk almamak." derken ukala halini devam ettiriyordu. Bu tavrı onu deli ediyordu. Bunun bilincindeydi ve bunu zevkle yapıyordu Chard. Bir süre sessizce birbirlerine baktılar. Bu ortamı bozan ses gerçekten de ciddi olamazdı değil mi? Dedektif ile aralarını bozmuştu. Kadının arkasından sessizce bakarken, gidişini izlemesi ona bir anını hatırlattı. Babasını. Yani babasının gidişini. Hafızası o anı tekrar yaşatırken yüzüne sadece gülümseme yerleştirdi. Kesinlikle uyuşturucunun etkisiydi. Arkasına yaslanmış beklerken yüksek sesle söylendi. "Nerede bu lanet olası babam!" Annesini istemiyordu. Ona ne açıklama yapacaktı. Gece bir kızı becerdiğini, ardından da zevk için uyuşturucu kullandığını mı? Ah, hayır! O zaman New York'a elveda deyip kendini bir köy de veya küçük bir yerde bulabilirdi. Yatılı bir okul ve erkek okulu... Kızları göremeyeceği bir yerde olup da kafayı yemek istemiyordu. Bu düşünceler arasında kaşları çatılmıştı. Neden saat takmıyordu ki? Belki 2 saattir buradaydı ve hala çıkamamıştı.

O kadar dalmış olmalıydı ki kilit açılma sesini bile sadece kapı açılınca farketti. Hızla ayağa kalktı. Sadece bir adım atmıştı ki karşına dikilen dedektife baktı soru sorar gözlerle. Ne halt ediyordu? Buradan çıkmam için kapı açılmıştı ve o bunu engelliyordu. Yüzüne yakın olan işaret parmağı hayra alamet değildi. Yüksek sesle ve sinirle söylenmeye başlayan dedektifi inceliyordu. "Senin yüzünden oldu her şey. Ailen bağımlılığından polis gözetiminden kurtulmanı istediler. Ve tahmin et o polis kim? Üç dört günde bir seni kontrole gelmek zorunda kaldım. Her ay sonunda da test yapılacak. Bu süre içinde gözümü senden ayırmayacağım. Eğer en ufak bir şekilde yasa dışı madde kullandığını görürsem gözlerini oymaktan çekinmem. Üzerimde tam yetki var. Şimdi ailenin yanına git ve uslu uslu uyu." Gözlerinin içine bakarken daha da yaklaştı. Ona o kadar yakındı ki her an kendini kaybetmekten çekinmezdi. Ama denilen gibi, her şeyin bir zamanı vardır. "Terfi etmişsiniz dedektif. Bakıcı dedektif olarak. Bu hoşuma gitti." Hızla geri çekildi ve yavaşça ilerlerken arkasını döndü. "Ayağıma dolanmasan iyi edersin dedektif. İşte o zaman sen bakıcılığına, ben de senin işin olmaya devam ederim." Ukala gülüşünü yüzüne takarak hızla ilerledi. Buradan çıkmak istiyordu. Dedektifte biliyordu ki son sözü gayet açıktı. Aptal biri değildi. Burchard'n ne demek istediğini anlamıştı. Ama biliyordu ki dedektif peşini bırakmayacaktı.

Merdivenleri hızlıca çıkarken söyleyeceği birkaç şeyi planlamıştı. Karşılaşmayı hayal bile edemiyordu. Hele magazin kısmını saymıyordu. Eğer haber olursa ne yapacağını bilmiyordu bile. Annesi ve babasını karşısında gördüğünde donup kaldı. Ciddiyete büründü. Zaten hep ciddi(!) olmuştu. İlk önce babasına elini uzattı ve resmiyetle sıktı. Ardından da annesine yaklaştı. Yüzündeki üzüntü belli oluyordu fakat gözlerindeki öfke daha baskındı. Sıkıca annesine sarılırken "Üzgünüm" dedi fısıltıyla. Ses tonu kısık ve sakin çıkıyordu. Duygu yüklüydü. Bir süre öyle kaldılar. Annesinden ayrıldığında gözlerini genellikle annesinden kaçırdı. Zaten en çok annesini üzmekten korkuyordu. Şimdi ise o korkuyla karşı karşı yaydı. Kendilerine doğru gelen dedektifi hissedebiliyordu. Eminim tutanak tutulmuş ve imzalar atılmıştı. Tek eksik benimkiydi. Tedavi onayı için gerekliydi. Babam ne düşündüğü mü hissetmiş gibiydi. "Tedavi için ne yapacağın biliyorsun Burchard. Sakın aklından geçenleri yapmayı düşünme bile." Babası göz teması kurmaktan çekinmeyen, güçlü biriydi. Otoriterdi yani. Onaylarcasına gözlerinin içine baktı. Dedektif yanına vardığında tek söz söylemesine gerek kalmadan elinden dosyayı aldı. Babasının uzattığı kalemi nazikçe tuttuğunda tutanaktaki yazıları okudu. Daha yarısına gelmişti ki "Uzatma Chard" Bakışlarını dedektife yönlendirdi. İmzaladıktan sonra nazikçe dosyayı uzattı. "Arabada seni bekliyor olacağız." diyen annesi Chard'e öpücük yollayarak yavaşça ilerliyorlardı. Dedektife döndü hızla. Sonra ona sıkıca sarıldı. Bunu neden yaptığını bilmese bile iyi hissettirmişti. "Teşekkür ederim." hızla ayrıldığında öfkeli gözlerle karşılaştı. "Ne var? Kötü biri şey mi dedim?" Elleri ile saçlarını karıştırdı ve gülümsedi. Bunda ne ukalalık vardı ne de herhangi bir ima. Sadece kendiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Abigail A. Wilson
NYPD CİNAYET MASASI DEDEKTİFİ
Abigail A. Wilson


Belirgin Özellikler : Dedektiflik
Rp Yaşı : 26
Lakap : Ash
Mesaj Sayısı : 53

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyC.tesi Eyl. 22, 2012 4:45 am

"Terfi etmişsiniz dedektif. Bakıcı dedektif olarak. Bu hoşuma gitti. Ayağıma dolanmasan iyi edersin dedektif. İşte o zaman sen bakıcılığına, ben de senin işin olmaya devam ederim." Ukala gülüşü yeterince sinir bozucu değilmiş gibi bir de sözlerini dinlemek zorunda kalmıştım. Neden ömrünün sonuna kadar güneşi göremeyeceği bir yerde kapalı değildi ki? Herkes mutlu olurdu o zaman. Başta ben tabi ki. Yukarı çıktığımızda bir de ayak işi yaptırılıyordu bana. Sanki yeni polis olmuşum gibi davranılmasının nedeni teşkilatın satılık olmasıydı elbette. Para vereceklerdi. Basına karşı bizi iyi göstereceklerdi. Halk bizi sevecekti. Bunun için ben yeni yetme bir çocuğa ben bakıcılık yapmak zorundaydım. Dosyayı alıp yanlarına gittiğimde elimden çekip aldı hemen. Sıkıntıyla iç geçirdim. Sonunda imzaladı ve ben de dosyayı kaldırabildim. Ailesi uzaklaşırken, günümün böyle biteceğini bilseydim asla o bara gitmezdim, diye düşünüyordum. Tabi çocuğun bana dönüp de sarılmasını beklemiyordum. "Teşekkür ederim." Etrafa bakındım hemen. Birinin görmemesini umuyordum yoksa alay konusu olacaktım. "Ne var? Kötü biri şey mi dedim?" Geri çekildiğinde öfkeyle yüzüne baktım. Saçlarını karıştırıp ilk defa ukala bir tavır olmadan gülümsedi. Gözlerimi devirdim karşılık olarak. "Teşekküre gerek yok. Şimdi başka diyeceğin bir şey yoksa işin bitti gidebilirsin." Annesinin dediğini duymasam evine de benim bırakmamı isteyeceğini düşünecektim. Amirimle konuşmam gerekiyordu. Dilekçe verecektim. Bu işi bana yıkamazlardı. Polisin görevi güvenliği sağlamaktı bakıcılık yapmak değildi. Bir de üç dört günde bir kontrole gitmem gerekiyordu. Okulu başlayınca ne olacaktı? Dosyasında yazdığı kadarıyla erkek okuluna gidiyordu. Böyle okullardaki çocukların hepsi onun gibi oluyordu. O okula beni anca silah zoruyla sokabilirlerdi. Yine de bu göreve mahkum olmamla beraber ima edilenler ilgimi çekmişti. Rütbemin yükselmesi için destek görebilirdim. Kötü bir oyundu ama sınavlarla yükselmekte bir yere kadardı. Bu onların kölesi olup olmayacağım konusunda beni şüpheye düşürüyordu. Eğer öyleyse reddetmek zorundaydım. Bir çocuk başıma nasıl işler açmıştı böyle? "Bundan sonra asla ama asla yasa dışı madde kullanmıyorsun." Rütbemin yükselmesi yerine düşürülmesine de dayanamazdım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyC.tesi Eyl. 22, 2012 11:22 am

"Teşekküre gerek yok. Şimdi başka diyeceğin bir şey yoksa işin bitti gidebilirsin." Gözlerini devirmesine rağmen gülümsemeye devam etti. Her tatlı olmalı diye geçirdi içinden. Bıkmış olduğunu anlamıştı Chard. Kısa sürede bıktı ise gerisini düşünemiyordu. Daha çok birlikte olacaklardı. Ve dedektif şimdiden bıkmıştı bile. Gülümserken hiç olmadığı kadar kendini doğallığa bıraktı. Dedektife daha da yaklaştığında fısıltıyla konuşmaya başladı. "Bir zaman farklı bir tanışma yaşasak olmaz mı dedektif?" Gözlerinin içine bakarak konuşuyordu. Bundan sonra neler olacağını merakla bekliyordu. Belki işi uzatmak için tedaviden kaçmalıydı ya da uyuşturucuya devam etmeliydi. Yani gene haylazlık düşünüyordu. Hafifçe omuzunu sallarken dedektifin sesi ile daha da yaklaştı ona. "Bundan sonra asla ama asla yasa dışı madde kullanmıyorsun." Kelepçelerin olmamasının verdiği rahatlıkla ellerini açtı iki yana. Hadi ama dedektif der gibi bir hal takındı. Sonra da dudaklarını ısırırken gözlerini kıstı. "Yatarken sütümü de içeyim mi anne?" derken umursamazca gülümsedi. Kapıya doğru yöneldiğinde arkasını dönmeden elini kaldırıp, el salladı. Sonra da aklına gelen şeyle duraksadı. Kısa bir süre düşündü ve aniden dedektife döndü. "Eğer benimle normal bir şekilde yemeğe çıkarsan anlaşabiliriz dedektif." diye söylendi. Belki de söylenmekten çıkmıştı. Çünkü çoğu polis memuru duymuştu ve gülümser bir şekilde Chard'e bakıyorlardı. Dudaklarını ıslatıp ısırırken bir yandan da sırıtıyordu. Kesinlikle bir yemek yemeli idiler. Chard istiyordu ve olmalıydı. Emek harcıyordu burada. Yalvarır gözlerle bakarken yavaş yavaş geriye doğru yürüyordu. "Seni bir daha rahatsız etmem. Sadece kontrollerde görüşürüz." Bu sözün onu ika etmesini umuyordu. Umduğu gibi olması da tek şansıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Abigail A. Wilson
NYPD CİNAYET MASASI DEDEKTİFİ
Abigail A. Wilson


Belirgin Özellikler : Dedektiflik
Rp Yaşı : 26
Lakap : Ash
Mesaj Sayısı : 53

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptyPtsi Eyl. 24, 2012 1:12 pm

"Yatarken sütümü de içeyim mi anne?" Bu çocuk beni neden bu kadar kızdırıyordu? İş ortaklarımın gülmesini duymak hiç iyi değildi. Kesinlikle takılacaklardı bu konuda. Çocuk bakıcısı olmam yetmiyormuş gibi. Çocuğun gidişine ve el sallamasına baktım. Rahatlamıştım. En azından gecem bitecekti. Ben de evime gidip usulca yatağıma süzülebilecektim. "Eğer benimle normal bir şekilde yemeğe çıkarsan anlaşabiliriz dedektif." Geri gelip söylediği sözler üzerine dondum kaldım. Etrafıma bakındım korkuyla ama gülmelerden duydukları belli oldu. Bunun için onu tutuklayabilir miydim? Hiç sanmıyorum. "Seni bir daha rahatsız etmem. Sadece kontrollerde görüşürüz." Geri geri giderken yalvaran gözlerle bakıyordu. Eğer durum biraz daha farklı olsaydı ona gülebilirdim. Şimdi ise sadece canı sıkkın bir ifadeyle baktım. Çocuğu kolundan tuttum ve bir kenara çektim. "Bak polis merkezinde bu tarz şeyler söyleme. Senin yüzünden ölene kadar benimle dalga geçecekler. Ayrıca seninle de hamburger yemeye bile gitmem. Yaşın benden çok küçük ve bağımlısın. Şimdi ailenin yanına dön." Kendine bile hayrın yok diyebilirdim ama bunu söylememeyi tercih ettim. "Beladan da uzak dur." Eğer yaşı benimkinden daha büyük olsa ve tabi ki bağımlı olmasa onunla yemek yemeye seve seve çıkardım. Ama kendi yaşımdan küçüklerle ilgilenmiyordum. Özellikle de bakıcılık yaptığım çocuklarla. Elimi uzatıp saçlarını karıştırdım. Onu bu gözle görmeyeceğimi anlaması içindi. İlerlemek istese bu sadece işimi zorlaştıracaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burchard Houstén
LINCOLN IV. SINIF

Burchard Houstén


Belirgin Özellikler : Model fakat avukatlığı da düşünüyor.
Rp Yaşı : 18
Lakap : B.
Mesaj Sayısı : 44

Ne Sandın? Empty
MesajKonu: Geri: Ne Sandın?   Ne Sandın? EmptySalı Eyl. 25, 2012 9:35 am

"Bak polis merkezinde bu tarz şeyler söyleme. Senin yüzünden ölene kadar benimle dalga geçecekler. Ayrıca seninle de hamburger yemeye bile gitmem. Yaşın benden çok küçük ve bağımlısın. Şimdi ailenin yanına dön." Kolundan tutup çektiği kenarda fısıltı ile söylediği sözlere karşılık gülümsedi. Bak doğal oldun mu da kaybediyorsun. Göz kırptı sırtını duvara yaslayıp ellerini göğüsünde birleştirdi. Sonra da gözlerini devirdi. Sadece dostça yemek olacaktı. "Beladan da uzak dur." derken parmakları ile Chard'n saçlarını karıştırdı. Hadi ama der gibi bir bakış atmasının yanında yanaklarını şişirip üfledi. Sonra da ilişkiye bak, düşüncesi ile kahkaha attı. "Ah peki. Ama uyarayım bela benim adım." derken yavaşça kapıya yöneldi.

Kapıda herhangi bir gazeteci olmaması iyi olmuştu. Arabaya doğru ilerlediğinde telefonuna baktı. Hala sessizde idi. Arabaya yaklaştığında gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı. Arabanın kapısını hızla açtı ve koltuklardan birine oturdu rahatça. Ayaklarını da uzatınca derince bir nefes verdi. Konuşmak istemiyordu. Annesine döndüğünde gözlerinin içine baktı. "Lütfen! Daha sonra konuşalım. Yorgunum yeterince." derken hafif ukalalık olmasına rağmen normal bir tavırdı. Yorgundu ve hızlı geçen bir gün vardı. Eve gidip istediği tek şey derin ve rahat bir uykuydu. Araba eve yol alırken koltuğun üstü kısmında bulunan bölmeden kulaklıklarını aldı. Ve hızla telefonuna takıp rahatlamak için biraz müzik açtı. Annesi ile babasına baktığında, eski aşklarından eser yok. Şimdi daha da beterler. Tanrım! Onları tekrar kutsaman gerekiyor aşkınla. Aklına Eloiné geldi. Acaba napıyordu? Ya da doğru soru o da Chard'i düşünüyor muydu? Acaba bir gün aşkları söner miydi? Birbirlerini unutup, anıları gömerler miydi? Chard bunu istemiyordu. Emin olduğu şeyse ona olan aşkıydı fakat, Eloiné'u hala çözememişti. Bu düşünceler arasında kaybolurken gözlerini kapamıştı. Bir an önce eve varmalıydı. Hem de hemen... Öfkesini şoföre kustu. "Bebek taşımıyorsun ya biraz gazla dostum." dedikten sonra babasının öfkeli bakışkarına maruz kaldı. Sanırım şansını zorluyordu. Gülümsedi ve ellerini affedersin manasında kaldırdı. Sıkı yönetim dakika itibari ile başlamıştır.

/ RP SONU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ne Sandın?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
New York :: new york :: cafe & pub-
Buraya geçin: